Kitap Köşesi
Görseller
Sözlük
Giriş Formu
Anket
Ayın Sorusu
Son Yorumlar
- Cumhuriyetin Kazanımları ve Sol X Tarihsel Miras v...
Aslında görüşlerimiz büyük oranda örtüşüyor. "Cumhuriyetin kazanımları...
17.08.10 00:21
Yazan: MB - Cumhuriyetin Kazanımları ve Sol X Tarihsel Miras v...
Sayın Mahmut Boyuneğmez, Bu kapsamlı eleştiri/polemik yazısı için size...
14.08.10 08:36
Yazan: Ateş Uslu - Hatırlatma: 1 Mayıs Neden Tatil Günü İlan Edildi?....
Bu ne sağlam bir öngörü! soL haber portalında Mesut Odman yeni ayıkmış...
02.05.10 22:35
Yazan: Kemal - Friedrich von Hayek'in İki Röportajı
Öncelikle Hayek'in bu röportajlarını çevirene teşekkür etmek gerekiyor...
22.03.10 18:32
Yazan: Can - Tekel İşçileri Gelene Kadar-Tekel İşçilerinin Ardı...
Yazınızın temel fikirlerine katılıyorum. Fakat 1980'sonrasında işçi sı...
19.03.10 19:16
Yazan: Evrim
Makalelerden/Videolardan
Yararlı Siteler
Satranç Köşesi
Bulmacalar
Hazırlayan: ilhan Akalın
All
| Term | Definition |
|---|---|
| AĞIR VE TEHLİKELİ İŞLER |
Yürütümü sırasında kişinin sağlığını doğrudan bozucu özellikleri olan, ya da kaza olasılığı yüksek işleri kapsayan kategori. İş Kanunu’nun 69-73 maddeleri, hangi işlerin ağır ve tehlikeli işlerden sayılacağı, kadınlarla 16 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını bitirmemiş çocukların hangi çeşit ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılabileceklerinin bir tüzükte gösterileceği kuralını getirmiştir. Bu kurala göre 09.04.1973 tarihinde Ağır ve Tehlikeli İşler Tüzüğü yürürlüğe konulmuştur. Tüzük hükümlerine göre böylesi işlerde çalışacak işçilerin, işe bedenen elverişli olduklarını gösteren sağlık raporu almaları ve bunu belirli aralarla yenilemeleri gerekiyor. Ayrıca kadınların ve 18 yaşını bitirmemiş çocukların çalıştırılmayacağı işler, tüzüğe ekli listede gösterilmiştir. |
| AMPİRİK |
Bilgi edinme faaliyetinin iki basamağı ya da düzeyinden biri: Deneyime, gözleme ve deneye dayanan; deneyimden elde edilen. Bilgi edinme faaliyetinin ampirik düzeyinin belirgin özelliği, bilgi edinmenin, duyumlarla edinilmiş deneyimlere, gözleme ve deney sonuçlarına dayanmasıdır. Söz konusu sonuçlar, analiz ve sentez yapma, karşılaştırma, sınıflama, kavramlar üretme gibi işlemlerde düşünme yoluyla değerlendirilirler. Bu değerlendirmeler, temel kavramlardan ve yasalardan yeni bilgilerin türetilmesini sağlayacak bir teorinin kurulmasına yarayacak düzeyde değildir. Bir başka söylemle ampirik bilgiler, nesneler alanının tabi olduğu yasal düzenliliklere sahip olmadıkları için, daha bilinmeyen nesnel olgulara dair nedensel bir açıklama ve bilimsel bir öneri yapılmasına imkân yaratmazlar. |
| AMPİRİK VE TEORİK |
Bilgi edinme faaliyetinin ikinci basamağıyla birlikte bütünlüğü. Bilgi edinme faaliyetinde, bir nesne alanının tabi olduğu yasal düzenliliklere uyum sağlayan bağımlılıklarla birlikte ilişkiler, sistemleştirilmiş bir teorinin kurulmasını sağlayacak kadar kavranmışsa, bilgi edinme faaliyetinde ampirik düzeyden teorik düzeye geçilmiş demektir. Yani teori, sadece doğrudan duyumlarla edinilmiş deneyimlere, gözlemlere ve deneylere dayanmayıp bir nesnel alanın geniş ölçüde mantıksal-somut halidir. Dahası, teorik bilgiler, duyularla algılanabilen nesnenin sadece kendisiyle değil, nesnenin tabi olduğu yasal düzenliliklere uygunluk sağlayanların daha yüksek soyutlama basamağında teorik olarak yeniden kurulmalarıyla elde edilir. Yeniden kurulmalar ise, duyumlarla algılanan nesne dünyasıyla, ancak, bir ampirik bilginin yine ampirik yorumu yapıldıktan sonra bağlantı durumuna geçebilir. Teorik bilgi düzeyi, belirli ölçülerde, duyumlarla edinilmiş deneyim öğelerine bağlıdır. Ancak, teorik ve ampirik ayırımına yaklaşım önemlidir. Bilginin bu iki düzeyi arsındaki diyalektik etkileşimi dikkate almak kaçınılmazdır. Çünkü ampirik bilgiler, bilgi edinme sürecinin gelişimiyle ancak teorik bilgilere dönüşürler. Ampirik olanın tek yanlı abartılmasıyla ampirizm, teorik olanı mutlaklaştırmakla da rasyonalizm gibi iki yanlış akım doğmuştur. |
| ANALİZ |
Analiz, düşüncede ya da pratikte, bir bütünün parçalarına, bir sistemin kendini oluşturan öğelerine ayrıştırılması, bölünmesi, parçalanması anlamını içeriyor; her türlü öğrenmenin temel yöntemi olarak kabul görüyor. Duyum deneyimleri dönemlerinde nesneler, duyumları etkiler. Duyumların karmaşık uyarımlarıyla algılanan etki, analiz sistemiyle tek tek öğelere ayrıştırılarak yeniden düzenlenir. Uyarımlar da böylece, duyum ve algı biçimlerine dönüşmesinde temel dayanağı oluşturur. Duyum, duyumlar aracılığıyla elde edilen izlenimler; algı ise zihinle olan ilgisi bakımından duyum, aynı zamanda da duyumdan edinilen yalın bilinçtir. Analiz, anlama faaliyetinde gerçekleşen ölçülü öğrenmenin içinde kavramsal düşünce biçimiyle gerçekleşir. Bu anlamda soyutlama ve genellemeyle sıkı sıkıya ilişkilidir (bkz. Soyut ve Somut, Soyutlama). Zihinsel analiz, öğrenme konusu olan bilgi nesnesinin yapısını ve yasaya uygunluklarını ortaya çıkarmak için öz bağlamları öz olmayanlardan; zorunlu rastlantısallardan ve geneli özel olandan ayırt etmeyi sağlar. Analizin sonunda, nesnenin öz nitelikleri, tek tek kavramlar olarak öğrenilir. Ancak bu kavramlar, soyutturlar. Çünkü öz nitelikleri, birbirleriyle bağlantılı somut birlikler şeklinde değildir. Bir başka söylemle yalıtılmış, yalnız bırakılmış birlikler olarak yansıtılırlar. Bilgi nesnesinin çeşitli ve belli duruma getirilmiş olanları, görüntü, görünüş ve varlıkların birliği olarak düşüncede kavrayıp yeniden üretmek, sentezdir (bkz. Sentez). Bu nedenle öğrenme sürecinde analiz ve sentez, daima birlikte ele alınması zorunlu birlik oluşturmaktadır. Karşılıklı diyalektik etki içinde analiz ve sentez, genel diyalektik bilgi yönteminin önemli bir öğesini oluşturur. Özel, genelin içinde vardır. Eşit nitelikler ise içinde farklılıkları taşır. İşte analiz ve sentezin birliği, özel ile genelin, nesnel gerçek içindeki ayrılmaz birliğini bulur. Böylece iki ayrı doğa olgusunun var olan ilişkisini ya da onların bir ilişkiye sokulmasını kavramak mümkün olmaktadır. Yaşam ve ölümün iç içe oluşu, en kapsamlı örnek teşkil ediyor. Bunu sağlayan en sağlıklı temel ise, doğanın, toplumun ve düşüncenin genel yasalarını formüle eden maddeci diyalektiktir. |
| ANARKO SENDİKALİZM |
Sadece sendikalizm diye de adlandırılıyor. Sendikalizm ya da anarko sendikalizm diye adlandırılan anlayışların tümü, işçi sınıfının sınıf mücadelesinde sendikal örgütü, politik örgütünün yerine koyar. Esasen anarko sendikalizm, yönetiminde anarşist görüş kurallarını benimseyen anlayışın ifadesidir. Sendikalizm, Fransız işçi sınıfının güçlü anarşist ve parlamento karşıtı geleneğinin ürünüdür (bkz. Anarşizm). Bu eğilim, 1890’larda iki güçlü işçi örgütü olan CGT (Genel İş Konfederasyonu) ile FBT (İş Borsaları Federasyonu) içinde etkin oldu. 1902 yılında iki örgüt birleşti ve böylece daha güçlü bir hareket doğdu. Bu güçlü hareket, temel örgütlenme birimi olarak yerel sendikaları içine aldı. Bu sendikalar, diğer gruplarla İstihdam Bürosu ve Sendikal Etkinlikler Bürosu oluşturdular. İstihdam Bürosu, istihdamın Türkçe anlamına uygun işlevi yerine getirmektedir. (İstihdam, “kullanma, hizmete alma yani bulunan işe yerleştirme” anlamını içeriyor). Sendikal Etkinlikler Bürosu da yerel işgücü borsaları aracılığıyla ilişki içinde olarak aynı işi yapacaktır. İspanya’da önceleri, isyancı ve terörist eğilimlerin ağır bastığı sendikal hareket, Fransız CGT’nin etkisiyle 1907’de İşçi Dayanışması adı altında sendikalist yapıya dönüştü. 1909 yılında gerçekleşen ve “Trajik Hafta” (La Semana Tragica) adıyla anılan genel grev kanlı biçimde bastırıldıktan sonra 1910 yılında Ulusal İş Konfederasyonu (CNT) kuruldu. Konfederasyon, 1919’da 700 bin üye sayısı, İç Savaşta (1936-1939) 2 milyonu aştı ve anarşistlerin ademi-merkeziyet ve anti-bürokratizm ilkelerine dayalı kuruluş yapısına sahipti. ABD’de IWW (Dünya Sanayi İşçileri Birliği) sendikalizm anlayışıyla, yerel örgütlenmeler yerine, büyük ve merkezi yapılara dayalı sistemle hizmet verdi. İtalya’da ise Benito Mussolini Sendikalist anlayış gelişti. Bu gelişme, güçlü devlet yapısına dayalı anlayışı sendikalara taşıdı. Güçlü devlet yapısı, sonuçta sendikalizmin genel yapısıyla bağdaşmadı. Anarşizm, işçi sınıfı anlayışı ve hareketine aykırı düşmektedir. Aslında, anarşizmin kaynağı küçük burjuvazidir (bkz. Küçük Burjuvazi). Aydınlar genel olarak küçük burjuvazinin sözcüsü konumunda olurlar. İşte bu sözcüler, sendikal kavramlar içindeki anarşi kavramının da savunucusudurlar. Sendikal mücadele tarihinde, aydınların sendikalara müdahalesine sıkça rastlanır. Müdahale, Marksist-Leninist görüşe de bir anlamda uygunluk gösterir. Uygunluk, işçi sınıfına bilincin “dışarıdan” verileceği genelindedir. Ancak aydınların, işçi sınıfı karşıtı ideolojileri taşımaları gerçeği bilinmelidir. Bununla birlikte aydınların, işçi sınıfı ve sendikal mücadelede hiçbir biçimde yer almamasını savunan akımlar da vardır. “Aydın düşmanlığı” özellikle geri kapitalist ülkelerin sendika yönetimlerince savunulmakta, sendikacılığın meslek haline getirilmiş olmasının üstü örtülmek istenmektedir. |

Toplumsal ve Sendikal Kavramlar-İlhan Akalın
